Viyana kuşatması neticesi, kumandanlarından bazılarının ihaneti sebebiyle başarısız olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa hakkında idam hükmü verilip, infazı bir camide icra edilirken:
"Caminin halılarını toplayın, beytü'l-mal benim kanımla kirlenmesin.." demişti.
7 Şubat 2015 Cumartesi
İlk Ve Son Defa Kılıç Kuşanan Padişahlar
Osmanlılarda hükümdarlık alameti, padişahın adına hutbe okunması, para basılması ve kılıç kuşanma merasimidir. İstanbul'da ilk kılıç kuşanan padişah Fatih Sultan Mehmed Han, kuşandıran ise, Ak Şemseddin Hazretleridir. Osmanlı hükümdarları arasında ilk kılıç kuşanan Sultan İkinci Murad Han olup, merasim Bursa'da yapılmış ve kılıcı Şeyh Şemseddin Emir Buhari kuşandırmıştır. Son kılıç kuşanan padişah ise Altıncı Mehmed Vahidüddin Han olup, kuşandıran Şeyh Ahmed Şerif Sünusi'dir.
6 Şubat 2015 Cuma
Aş Dağıtan Padişah
Osmanlı padişahlarının ikincisi Orhan Gazi, sefere gitmediği zamanlar, yaptırdığı imarette, yoksullara yemeği bizzat kendi eliyle dağıtırdı.
Yıldırım Bayezid Han İntihar Etti Mi?
Birçok tarihi hadisede olduğu gibi Yıldırım Bayezid Han'ın vefatı hususunda da magazin tarihçileri meseleyi çarpıtmaktadır.
Tarih kaynakları Osmanlı padişahlarının korku hissinden uzak olduklarında ittifak halindedir. Buna karşılık devlet ve milletleri için de çok büyük hassasiyetleri vardı. Mesela Ruhların Özi Kalesi'nde binlerce Müslüman'ı katlettiğine dair haber Sultan Birinci Abdülhamid Han'a bildirildiğinde kendisine felç gelmiş ve bir müddet sonra da vefat etmiştir.
Niğbolu kahramanı ve Osmanlı tarihinde Anadolu Türk birliğinin ilk banisi Yıldırım Bayezid Han da, nihayet esir düştüğü Ankara Muharebesi neticesinde Timur'un yanında üzüntüsünden hastalandı ve vefat etti. Peki, bu meselenin aslı nedir? Buna bakalım. Sekiz ay kadar esir kalan Bayezid'e Timur'un bir esir muamelesi yaptığı doğrudur. Fakat demir kafes hikayesi doğru değildir. Zira, bu hususta kaynaklarda ciddi bir kayda rastlamak mümkün değildir. Demir kafes meselesi, devamlı bulunduğu bir yer olarak değil, belki bir yerden bir yere giderken bindiği taht-ı revan olarak kaydedilmektedir. Diğer zamanlar, çok sıkı bir şekilde gözaltında tutulduğu muhakkaktır. Hatta, onu muhafaza eden nöbetçiler iki katına çıkarılmıştır.
Yıldırım Bayezid Han'ın vefatı hakkında üç rivayet vardır. Birincisi, hastalanarak vefat etmesi, diğeri, demir kafesin demirlerine kafasını vurarak, ya da parmağındaki bir yüzük içinde saklı bulunan zehri içerek intihar etmesi; bir diğeri ise Timur tarafından zehirlenerek vefat etmesidir, Bu rivayetlerden ilki, yani üzüntüden vefat ettiği en doğru olanıdır. Zira, demir kafes hakkında itibar edilecek bir kaynak olmadığı gibi, olmayan bir kafese kafasını vurarak vefat etmesi de söz konusu değildir. İkincisi, parmağında bulunan bir yüzükteki zehri içtiği rivayetidir ki, bu da doğru değildir.
Osmanlı tarihinde nice sıkıntılar içinde kalmış şehzadeler ve padişahlar olmuştur. Onların hiçbirisinin elinde bir yüzük içinde zehir taşıdıklarına dair ne bir kaynak ne de bunu doğrulacak bir bilgi mevcuttur. Yani, böyle bir yüzük hikayesinin tarihi gerçeklerle alakası yoktur.
Yıldırım Bayezid Han'ın oğlu Çelebi Mehmet tarafından kurtarılmak istendiği bilinmektedir. Lakin bu kurtarma teşebbüslerinden, Timur'un haberi olmuş ve Yıldırım Bayezid Han'ı daha sıkı gözaltına aldırtmıştır, Timur, bir gün Yıldırım Bayezid Han'a;
"Seni serbest bırakırsam, oğullarını itaat altına alabilir misin?" diye sorduğunda, Yıldırım Bayezid Han:
"Ben esaretten kurtulayım, onları itaat altına almasını bilirim." diye cevap verince, Timur'un endişesi bir kat daha artmıştı. Bu sebepledir ki, Timur'un Yıldırım Bayezid Han'ı daha sıkı bir hapis hayatına mahkum etmesi, onu iyice sarsmış ve hastalanmasına sebep olmuştur. İşte bu mevzuda birinci derecede delilleri haiz olan vefatı ise hastalığı sebebiyle olanıdır. Timur, ordusu ile Akşehir'e geldiği sırada (8/9 Mart 1403) vefat eden Yıldırım Bayezid Han'ın cenaze merasimi, hükümdarlara yapılan merasim ile Musa Çelebi tarafından Bursa'ya nakledilmiştir.
Yıldırım Bayezid Han; cesaret ve mertlikle eşine az rastlanan, bu iki hasleti neticesinde harbeden ve esir düşen, sonunda da kahrından hastalanıp vefat eden bir Osmanlı sultanıdır.
Tarih kaynakları Osmanlı padişahlarının korku hissinden uzak olduklarında ittifak halindedir. Buna karşılık devlet ve milletleri için de çok büyük hassasiyetleri vardı. Mesela Ruhların Özi Kalesi'nde binlerce Müslüman'ı katlettiğine dair haber Sultan Birinci Abdülhamid Han'a bildirildiğinde kendisine felç gelmiş ve bir müddet sonra da vefat etmiştir.
Niğbolu kahramanı ve Osmanlı tarihinde Anadolu Türk birliğinin ilk banisi Yıldırım Bayezid Han da, nihayet esir düştüğü Ankara Muharebesi neticesinde Timur'un yanında üzüntüsünden hastalandı ve vefat etti. Peki, bu meselenin aslı nedir? Buna bakalım. Sekiz ay kadar esir kalan Bayezid'e Timur'un bir esir muamelesi yaptığı doğrudur. Fakat demir kafes hikayesi doğru değildir. Zira, bu hususta kaynaklarda ciddi bir kayda rastlamak mümkün değildir. Demir kafes meselesi, devamlı bulunduğu bir yer olarak değil, belki bir yerden bir yere giderken bindiği taht-ı revan olarak kaydedilmektedir. Diğer zamanlar, çok sıkı bir şekilde gözaltında tutulduğu muhakkaktır. Hatta, onu muhafaza eden nöbetçiler iki katına çıkarılmıştır.
Yıldırım Bayezid Han'ın vefatı hakkında üç rivayet vardır. Birincisi, hastalanarak vefat etmesi, diğeri, demir kafesin demirlerine kafasını vurarak, ya da parmağındaki bir yüzük içinde saklı bulunan zehri içerek intihar etmesi; bir diğeri ise Timur tarafından zehirlenerek vefat etmesidir, Bu rivayetlerden ilki, yani üzüntüden vefat ettiği en doğru olanıdır. Zira, demir kafes hakkında itibar edilecek bir kaynak olmadığı gibi, olmayan bir kafese kafasını vurarak vefat etmesi de söz konusu değildir. İkincisi, parmağında bulunan bir yüzükteki zehri içtiği rivayetidir ki, bu da doğru değildir.
Osmanlı tarihinde nice sıkıntılar içinde kalmış şehzadeler ve padişahlar olmuştur. Onların hiçbirisinin elinde bir yüzük içinde zehir taşıdıklarına dair ne bir kaynak ne de bunu doğrulacak bir bilgi mevcuttur. Yani, böyle bir yüzük hikayesinin tarihi gerçeklerle alakası yoktur.
Yıldırım Bayezid Han'ın oğlu Çelebi Mehmet tarafından kurtarılmak istendiği bilinmektedir. Lakin bu kurtarma teşebbüslerinden, Timur'un haberi olmuş ve Yıldırım Bayezid Han'ı daha sıkı gözaltına aldırtmıştır, Timur, bir gün Yıldırım Bayezid Han'a;
"Seni serbest bırakırsam, oğullarını itaat altına alabilir misin?" diye sorduğunda, Yıldırım Bayezid Han:
"Ben esaretten kurtulayım, onları itaat altına almasını bilirim." diye cevap verince, Timur'un endişesi bir kat daha artmıştı. Bu sebepledir ki, Timur'un Yıldırım Bayezid Han'ı daha sıkı bir hapis hayatına mahkum etmesi, onu iyice sarsmış ve hastalanmasına sebep olmuştur. İşte bu mevzuda birinci derecede delilleri haiz olan vefatı ise hastalığı sebebiyle olanıdır. Timur, ordusu ile Akşehir'e geldiği sırada (8/9 Mart 1403) vefat eden Yıldırım Bayezid Han'ın cenaze merasimi, hükümdarlara yapılan merasim ile Musa Çelebi tarafından Bursa'ya nakledilmiştir.
Yıldırım Bayezid Han; cesaret ve mertlikle eşine az rastlanan, bu iki hasleti neticesinde harbeden ve esir düşen, sonunda da kahrından hastalanıp vefat eden bir Osmanlı sultanıdır.
3 Şubat 2015 Salı
Eski Saray ve Yeni Saray Hangileridir ?
Eski Saray, İstanbul'un fethinden hemen sonra Topkapı Sarayı yapılmadan önce, şimdi İstanbul Üniversitesi merkez binasının bulunduğu sahada inşa edilmişti ve devlet buradan idare edilmekteydi. Kısa bir zaman sonra, Sarayburnu'nda Topkapı Sarayı inşa edilmiştir. Bu sebeple önceki saraya Eski Saray sonradan yapılana da Yeni Saray denmiştir. Eski Saray bugün ortadan kalkmıştır. Topkapı Sarayı İstanbul'un en güzel yerinde hem Marmara Denizi'ne hem de Boğaza nazır bir yerde inşa edilmiştir. Sarayın inşasına 1465 tarihinde başlanmış ve 1478'de tamamlanmıştır.
4 Ocak 2015 Pazar
O Halde Öbürünü Öldürün
Sultan İkinci Mahmud devrinde yaşamış ve büyük nüfuz kazanan meşhur Mehmed Said Hâlet Efendi, zalimliği ve insafsızlığı ile tanınmıştı.Bir ara şehirde tehlikeli dedikodular dolaşmaya başladı.Halet Efendi bunun çaresinin halka göz dağı vermek olduğunu ileri sürerek şöyle dedi:
"Mesela Okçularbaşı'ndaki berberin başı kesilsin, herkese korku ve dehşet gelip dillerini tutarlar ve dedikodular kesilir!" Meclisinde hazır bulunanlardan biri:
"Aman efendim, o benim berberimdir, diye itiraz edince Halet Efendi soğukkanlılıkla şu cevabı verir: "Canım ille se ona mahsus değil ya ... O olmazsa öteki baştaki berberin başı kesilsin..."
Halet Efendi, sonunda zalimliği yüzünden idam edilmiştir.
"Mesela Okçularbaşı'ndaki berberin başı kesilsin, herkese korku ve dehşet gelip dillerini tutarlar ve dedikodular kesilir!" Meclisinde hazır bulunanlardan biri:
"Aman efendim, o benim berberimdir, diye itiraz edince Halet Efendi soğukkanlılıkla şu cevabı verir: "Canım ille se ona mahsus değil ya ... O olmazsa öteki baştaki berberin başı kesilsin..."
Halet Efendi, sonunda zalimliği yüzünden idam edilmiştir.
3 Ocak 2015 Cumartesi
Osmanlılar Kaç Savaş Yaptı?
Osmanlı padişahlarının tamamı yani 36 Osmanlı padişahı 200 kadar harp yapmış, bunlardan 160 tanesini kazanmışlardır.Yapılan savaşlardan bir kısmı neticesiz kalmış ve kaybedilen savaşlar ise yalnız 30 kadar olmuştur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


